BİR TÜRK DEVLETİ KURMAK
Erzurum Kalesinin,küçük bir odasında yapılmakta olan gizli toplantı.
Mustafa Kemal Paşa; Tek amaç istiklalimize dayanan, kayıtsız şartsız bir Türk Devleti kurmak ve bu hedefi her ne olursa olsun gerçekleştirmektir. İstanbul Hükümeti ve işgalci İtilaf Devletleri; İstiklal için mücadeleye atılacak olanları daima yok etmeyi düşüneceklerdir. Mücadelede önder olacaklar; her ne pahasına olursa olsun bu kutsal amaçtan dönmeyeceklerine ve barınabilecekleri son noktada son nefeslerini verene kadar İstiklal uğrunda devam edeceklerine, burada daha işin başında karar versinler. Yüreklerinde bu cesareti duymayanlar hemen şimdiden buradan ayrılsınlar.
Söz konusu bu kutsal mücadelede resmi makam ve üniformaya sığınarak el altından yapılamaz. Böyle gizli hareketlerin artık zamanı geçmiştir. Artık ulu orta harekete geçmek ve millet adına yüksek sesle bağırmak ve bütün milletin bu çığlığa katılmasını sağlamak gerekir.
Kim bilir daha akıllara gelen gelmeyen ne entrikalar,ne fesatlar,ne tuzaklarla karşılaşacağız. Gideceğim yol tehlikelerle doludur. Ve hatta ölmek ve öldürmek ihtimalleri vardır. Çok engelli çok vahşi yoldur. Tüm bu tehlikelere katlanmaya kendisinde güç ve cesaret bulamayan arkadaşlar aramızdan öncede dediğim gibi hemen şimdi ayrılsınlar. Lakin saydığım tüm bu tehlikeleri göze alma cesareti olanlar, benimle çalışmayı kabul etmiş olacaklardır. Şimdi bütün arkadaşlarım; vicdanlarıyla baş başa kalsınlar düşünsünler ve hemen karar versinler.
Bilinen bir gerçektir ki, tarih bir milletin kanını, hakkını ve varlığını hiç bir zaman inkar edemez. Bu sebeple, vatanımız ve milletimiz aleyhine verilen ve çeşitli sefil yalanlarla milletten gizlenen temelsiz hükümler ve kanaatler muhakkak iflas edeceklerdir. Bütün iğrenç zulümlerden,bedbaht acizliklerden,tarihimize karşı reva görülen haksızlıklardan ıstırap duyan milli vicdan, sonunda uyanarak haykırmaktadır.
Müdafaa-i Hukuk, Müdafaa-i Vatan, Redd-i İlhak gibi cemiyetlerle başkaldırmaya başlamışlardır. Aynı mukaddes ilkelerin korunması için ortaya çıkan milli cereyan, artık bütün Vatan da bir elektrik şebekesi haline girmiş bulunuyor. İşte bu kararlı şebekenin meydana getirdiği yiğitlik ruhudur ki,mübarek Vatanı ve Milletimin kutsal varlığını kurtarma ve korumaya dayanan milli ruh son sözü söyleyerek bu kararını uygulatacaktır.
Artık Erzurum'da kongre çalışmaları herkese açık şekilde yapılmaktadır. Bu arada; Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya hem kendi arkadaşları ve kongreye katılan kişilerin bir bölümü muhaliftirler. Muhalifler;askerlikten istifa eden ve Hükümetçe aranan bir paşanın halen daha asker üniformasını, hakkını yitirdiği halde giymesini delegelere baskı aracı olarak kullandığı dedikodularını yayarlar.
Halbuki gerçeğin ne olduğu bilinmemektedir. Çünkü Mustafa Kemal Paşa'nın askeri üniformasından başka elbisesi yoktur ve elbise alacak parası da yoktur. (Biraz müsaade ağlıyorum).
Dedikoduların artması üzerine, Erzurum Valisi'nden ödünç alınan arkası yırtmaçlı, etekleri uzun, çift sıra düğmeli bir ceket giyecektir. Paşa'nın yakınında olan Mazhar Müfit (Kansu) üniforma olayını anılarında anlatır. "Bütün ömrü askerlikte geçen Paşa'nın sivil elbisesi yoktu. Hemen bir elbise temini de parasızlıktan ötürü mümkün olmadı. Vali Münir Bey'e gittim. "Vali Bey maalesef Paşamız için temiz bir elbisemiz yoktur." Haklıydı. Hiç birimizde elbise temin edecek para yoktu. Vali Bey "Ancak eğer olursa bir kere giydiğim bir ceket var, Paşa'ya onu takdim edelim." dedi. Hemen ceketi aldım. Bendede temiz bir fes vardı. Birer gömlek yaka ve kravat temin ettik. İşte Paşamızın ilk sivil kıyafeti böyle sağlandı"
Sonra Sivas Kongresi ve kongrede tüm delegelerin ant içmesi; VATAN VE MİLLETİN SAADET VE SELAMETİNDEN BAŞKA HİÇ BİR KİŞİSEL MENFAAT İZLEMEYECEĞİME, İTTİHAT VE TERAKKİNİN CANLANDIRILMASINA ÇALIŞMAYACAĞIMA VE VAR OLAN SİYASİ PARTİLERİN HİÇ BİRİSİNİN SİYASİ AMAÇLARINA HİZMET ETMEYECEĞİME ALLAH ADINA NAMUS VE ŞEREFİM ÜZERİNE ANT İÇERİM."
Bir TÜRK DEVLETİ, Türkiye Cumhuriyetini kurmak için tüm varlığını TÜRK MİLLETİ'ne adayan ve Devletimiz Türkiye Cumhuriyetini kuran Başbuğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK; yıllardır dışarıdan ve içeriden her türlü entrikayla silinmeye çalışılıyor. Silemiyorlar ve silemeyecekler. Çünkü "muhtaç olduğu kudret damarlarındaki asil kan(gen)da mevcut" olan Asil TÜRK Milleti ruhuyla bağlıdır ATATÜRK'e. İşte bunu anlamıyorlar ve anlayamayacaklar. Çünkü;
Başbuğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK milleti aç iken açtı, milleti tek elbiseliyken o da tek elbiseliydi. Milleti hastayken o da hastaydı. Milleti yaralıyken o da yaralıydı. Ömrünün son aylarına kadar; Vatanın her yerinde milletiyle birlikteydi. Yolda, bağda, bahçede, dağda, bayırda milletiyle bütündü. Bağdaş kurdu milletiyle oturdu.
Çünkü, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK; TÜRK Milletiydi, TÜRK Milletidir. "Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer yarılmadıkça "TÜRK Milleti var olacak, TÜRK Milleti var oldukça; Başbuğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK de var olacaktır."
Var olacaktır çünkü bakınız Başbuğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ne diyor.
"Ben vazifemin bitmediğini, yüklendiğim mesuliyetinde yüksek ve çetin olduğunu biliyorum. Arkadaşlar; bu vazife bitmeyecektir. BEN TOPRAK OLDUKTAN SONRA DA DEVAM EDECEKTİR. Ben seve seve, sevine sevine bütün varlığım bu kutsal vazifeye vereceğim ve kutsal vazifemin yüksek mesuliyetiyle mesut olacağım. Vazifeme başarıyla devam edeceğim. Çünkü büyük milletimizin, kalp ve vicdanında bana karşı sarsılmaz bir güven ve itimat taşımakta olduğunu görüyorum. Bu benim için büyük kuvvettir. Büyük yetkidir."